İlk Vahiy ve Mekke’de Tebliğin Başlaması: Sabırla Kurulan Çağrı
Bir gece, Hira’da başlayan ilk vahiy, hayatın akışını kökten değiştirdi. İlk vahiy, Hz. Muhammed (sav) için bir dönüm noktasıydı: Artık o sadece Mekke’nin güvenilir insanı değil, insanlığı hakka çağıracak bir peygamberdi. İlk anlarda yaşanan sarsıntı, insan oluşun doğal bir sonucuydu; çünkü vahiy, sıradan bir deneyim değildir.
Ardından tebliğ başladı. Önce en yakın çevre, sonra daha geniş bir halka… Bu süreçte davetin yöntemi aşamalıydı. İlk yıllarda, iman edenler azdı; fakat kararlılıkları büyüktü. Mekke’nin ileri gelenleri bu çağrıya karşı çıktı; çünkü tevhid, putları reddediyor, putlar reddedilince düzenin dayanakları sarsılıyordu.
Bu nedenle tebliğ, sadece fikir tartışmasıyla sınırlı kalmadı; baskıya, dışlamaya, ekonomik kuşatmaya ve şiddete kadar uzanan bir dirence dönüştü. Müslümanlar hakaret gördüler, sosyal hayattan izole edilmeye çalışıldılar, bazıları ağır işkencelere maruz kaldı. Hz. Muhammed (sav) ise bu süreçte sabrı, yumuşaklığı ve kararlılığı birlikte yürüttü. Zorbalığa zorbalıkla karşılık vermedi; daveti, insanı küçültmeden sürdürdü. Çünkü hedef, düşman üretmek değil; insanı hakikate çağırmaktı.
